Orta Doğu, İran’ın İsrail’e yönelik misilleme saldırısı ve ardından İsrail’in İran topraklarına düzenlediği kısıtlı karşı saldırıyla yeni bir gerilim dalgasıyla sarsıldı. ABD’nin devreye girmesiyle büyük bir savaş şimdilik engellenmiş olsa da, bölgedeki dengeler kırılganlığını koruyor ve taraflar arasındaki ‘gölge savaş’ın daha açık bir çatışmaya dönüşme riski hala mevcut. Washington’ın diplomatik çabaları ve İsrail’in itidalli yanıtı sayesinde doğrudan, geniş çaplı bir ABD-İsrail-İran savaşı başlamadı; ancak tansiyon yüksek kalmaya devam ediyor.
Nisan ayının ortalarında yaşanan bu olaylar zinciri, tarafların kırmızı çizgilerini ve uluslararası toplumun çatışmayı dindirme arayışlarını bir kez daha gözler önüne serdi. Petrol ve altın gibi emtialarda yaşanan fiyat hareketlilikleri de, küresel ekonominin bölgedeki gelişmelere ne denli duyarlı olduğunu gösterdi. Brent petrol varil fiyatı 87.05 dolar, WTI petrol 82.72 dolar ve altının onsu 2,391 dolar seviyelerinde seyretti.
Gerilimin Başlangıcı ve Tarafların Tepkileri
Neler Yaşandı?
Gerilim, İsrail’in 1 Nisan’da Şam’daki İran konsolosluk binasına düzenlediği iddia edilen ve üst düzey komutanların ölümüne yol açan hava saldırısıyla tırmandı. İran, bu saldırıya misilleme olarak 13 Nisan’da İsrail’e yüzlerce füze ve insansız hava aracıyla saldırdı. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), bu saldırıların büyük bir kısmını ABD, İngiltere, Fransa ve Ürdün’ün de desteğiyle engellediğini duyurdu. Ancak, İsrail bu duruma karşılıksız kalmayacağını açıkladı ve 19 Nisan’da İran’ın İsfahan kenti yakınlarındaki askeri tesisleri hedef alan sınırlı bir karşı saldırı gerçekleştirdi.
ABD’nin Rolü ve Diplomatik Çabalar
ABD, bu süreçte tansiyonu düşürme konusunda kilit bir rol oynadı. Başkan Joe Biden, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmelerde İsrail’in savunmasına olan güçlü desteğini yinelerken, İran’a karşı geniş çaplı bir misilleme operasyonuna katılmayacaklarını açıkça belirtti. ABD, İsrail’i itidalli davranmaya ve gerilimi tırmandırmaktan kaçınmaya çağırdı. G7 Dışişleri Bakanları da yaptığı toplantılarda tüm taraflara itidal çağrısında bulunarak, İran’a yönelik yeni yaptırımları değerlendirme kararı aldı.
İran ve İsrail’in Kırmızı Çizgileri
Hem İran hem de İsrail, bu süreçte kendi “kırmızı çizgilerini” net bir şekilde ortaya koydu.
- İran: Saldırılarını Şam konsolosluk saldırısına karşı meşru müdafaa (BM Şartı’nın 51. Maddesi) olarak nitelendirdi. İsrail’in kendi topraklarına, özellikle de nükleer tesislerine yönelik herhangi bir saldırısına sert karşılık vereceğini vurguladı.
- İsrail: Kendini savunma hakkına sahip olduğunu ve gelecekteki tehditlere karşı gerekli adımları atmaktan çekinmeyeceğini belirtti. Gazze, Lübnan’daki Hizbullah ve İran’ın nükleer programı İsrail’in başlıca güvenlik endişeleri arasında yer alıyor.
Uluslararası Toplum ve Analist Görüşleri
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde hem İran hem de İsrail birbirlerine karşı yaptırım çağrısında bulundu. İran, İsrail’in konsolosluk saldırısının kınanması gerektiğini savunurken, İsrail, İran’ın bölgeyi istikrarsızlaştırdığını ve sert yaptırımlarla karşı karşıya kalması gerektiğini dile getirdi.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, mevcut durumun tam ölçekli bir bölgesel savaşa dönüşmekten çok, ‘gölge savaş’ veya ‘sınırlı misillemeler’ şeklinde devam edebileceğini öngörüyor. ABD’nin de arabuluculuğuyla tansiyonun bir süre daha düşük seyretmesi beklenmekle birlikte, bölgedeki kalıcı barış için uzun vadeli çözümlerin gerekliliği vurgulanıyor.
ABD-İsrail İran Savaşı’nda son durum!
Şu an itibarıyla, ABD-İsrail-İran arasında doğrudan, geniş çaplı bir savaş başlamamıştır. İran’ın İsrail’e yönelik misillemesi ve İsrail’in İran’a sınırlı karşı saldırısı sonrası, ABD’nin yoğun diplomatik çabaları ve İsrail’in itidalli yanıtı sayesinde çatışmanın tırmanması şimdilik durulmuştur. Ancak, bölgedeki gerilim devam etmekte olup, taraflar arasındaki hassas denge herhangi bir anda bozulabilecek potansiyeli taşımaktadır. Durum, kontrollü bir gerginlik ve karşılıklı caydırıcılık stratejisi içinde seyretmektedir.