İran’ın 13 Nisan’da İsrail’e yönelik geniş çaplı füze ve insansız hava aracı saldırısının ardından Ortadoğu’daki tansiyon zirveye ulaşırken, Washington’dan Tel Aviv’e gelen mesajlar İsrail’in muhtemel karşı yanıtının yönünü belirlemede kilit rol oynuyor. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İsrail’e hem destek hem de gerilimi tırmandırmama çağrısı yaparak bölgedeki hassas dengeyi korumaya çalışıyor.
İsrail Savaş Kabinesi, İran saldırısına nasıl bir yanıt verileceği konusunda günlerdir süren toplantılarında kesin bir karara varamazken, ABD’nin bu süreçteki tutumu dikkat çekiyor. Başkan Biden, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinde, ABD’nin İran’a karşı herhangi bir İsrail saldırısında yer almayacağını net bir şekilde ifade etti. Bu açıklama, İsrail’in İran’a doğrudan bir askeri operasyon düzenlemesi durumunda yalnız kalabileceği sinyalini taşıyor.
İsrail’in Yanıtı ve ABD’nin Tavrı
Tel Aviv Ne Planlıyor?
İran’ın İsrail’e fırlattığı yaklaşık 300 füze ve İHA’nın büyük çoğunluğunun İsrail ve müttefikleri tarafından havada imha edilmesi, Tel Aviv’de farklı tepkilere yol açtı. İsrail Savaş Kabinesi, İran’a misilleme yapılması gerektiği konusunda genel bir uzlaşıya sahip olsa da, bu yanıtın kapsamı ve zamanlaması konusunda henüz fikir birliğine varılabilmiş değil. Aşırı sağcı bakanlar sert bir karşılık talep ederken, daha ılımlı sesler bölgesel bir savaşı tetikleyecek adımlardan kaçınılması gerektiğini savunuyor.
Washington’ın Çift Yönlü Mesajı
ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, İsrailli mevkidaşı Yoav Gallant ile yaptığı telefon görüşmesinde, Washington’ın İsrail’in kendini savunma hakkına tam destek verdiğini yineledi. Ancak Austin, görüşmede “bölgesel istikrarı korumanın önemi” ve “daha fazla gerilimi tırmandırmaktan kaçınma” vurgusu yaparak, İsrail’e itidal çağrısı yaptı. ABD’li yetkililer, basına yaptıkları açıklamalarda, Washington’ın temel amacının gerilimi azaltmak olduğunu ve İran’a karşı olası bir İsrail saldırısına katılmayacaklarını defaatle dile getirdiler. Bu, ABD’nin İsrail’i diplomatik yollarla kısıtlamaya çalıştığının açık bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Bölgesel Strateji ve Geçmiş Deneyimler
ABD Neden Tırmandırma İstemiyor?
ABD’nin bölgede gerilimi tırmandırmaktan kaçınma isteği, yalnızca İsrail’in güvenliğiyle sınırlı değil. Ortadoğu’da geniş bir askeri varlığa sahip olan Washington, uzun süredir vekalet savaşları ve bölgesel çatışmalarla mücadele ediyor. Irak ve Suriye’deki Amerikan üslerine yapılan saldırılar, Kızıldeniz’de Husilerin ticari gemilere yönelik saldırıları ve ABD uçak gemisi USS Dwight D. Eisenhower’ın bölgeye konuşlandırılması gibi olaylar, ABD’nin bölgedeki hassas konumunu gözler önüne seriyor. Washington, İran ile doğrudan bir çatışmanın, zaten kırılgan olan Ortadoğu’yu daha büyük bir istikrarsızlığa sürükleyebileceğinden endişe ediyor.
Netanyahu’dan Kararlılık Mesajı
Tüm bu uluslararası baskılara rağmen, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, iç kamuoyuna ve uluslararası aktörlere verdiği mesajlarda İsrail’in kendi kararlarını kendisinin vereceğini vurguladı. Netanyahu, “İsrail, güvenliğini sağlamak için gerekli olan her şeyi yapacaktır” diyerek, ABD’nin itidal çağrılarına rağmen İran’a karşı bir misilleme seçeneğinin masada olduğunu ima etti. Bu durum, ABD-İsrail ilişkilerinde bir gerilim hattı yaratırken, İsrail’in bağımsız karar alma gücünü gösterme arayışını da yansıtıyor.
Önümüzdeki günler, İsrail’in İran’a karşı atacağı adımların bölgesel ve küresel sonuçlarını netleştirecek. Washington’ın Tel Aviv üzerindeki etkisi, tansiyonun bir çatışmaya dönüşüp dönüşmeyeceğinde belirleyici olacak gibi görünüyor.